• Zeytinyağı Şifadır

Zeytin dalı sadece zafer, mutluluk, kutsallık, bolluk ve cömertlik simgesi değildir Anadolu insanının indinde.

Başkalarının kıskançlığına, "nazara", büyüye karşı evinin duvarına astığı zeytin dalıyla korunacağını düşünenlerin bu inancının yerinde ya da boş olduğu tartışmalarını bir kenara bırakalım; ama orta-da tartışılmayan bir başka konu var, o da zeytinyağının kozmetik özellikleriyle, losyon, merhem ve sabunlarıyla insanları daha da bakımlı ve güzel yapmasının dışında ve hepsinden önemlisi, paha biçilmez bir sağlık kaynağı olması.

Akdeniz havzasında ve Önasya'da binlerce yıldır yaşayanlar, zeytin yağını mabetlerini aydınlatma, tanrılarına adak sunma ve din adamlarını, kralların kutsamanın yanı sıra, hoş kokmak ve ciltlerini güzelleştirmek için yaptıkları parfümlerde, merhemler de, sporcuların adalelerini yarışmaya hazırlamak ya da dinlendirmek, vücutlarına ovuşturmakta, temizlenmek için sabun yapımında kullandıkları, dahası mutfak ve sofralarından eksik etmedikleri hem lezzetli hem de besleyici zeytinyağının aynı zamanda bir şifa olduğunu biliyorlardı.

Ege'de. Halikarnassos'a (Bodrum) komşu Kos (Istanköy) Adasında doğan Hipokrates (M.Ö. 460-367) ve Bergama'lı Galen (M.S. 131-201) gibi Antik dönemin en ünlü tıpçılarından önce ve sonra, Akdenizliler ve komşuları zeytinyağının sağlık için önemini hep bildiler. Ayrıca, içinde zeytinyağı bulunan ilaçlarla hastalıklara şifa aradılar. Bugün bile, Türkiye'de "kocakarı" ya da halk ilacı olarak tanımlanan bir çok "şif alı" terkipte zeytinyağı ve zeytin ezmesine yer verilmesi de bu azalmayan ilginin bir başka kanıtıdır.